aşkta bir kez pişmanlık yaşadım

Eylül 7, 2008 · Filed Under magazin · Comment 

aysuncukManken Aysun Kayacı, aşk hayatı ile ilgili yaşadıklarını anlattı…

Kayacı: “Ozan ile ilişkimde çok büyük gayret sarf ettim. O çok zekidir. Benden sadece bir yaş büyük ama çok güzel bir bakışı var. Analitik bir düşünce yapısı var, hep sorun çözmeye yönelik.”

Ozan Sevindik ile mutlu bir beraberliği olan Aysun Kayacı yaşadığı tek bir aşktan pişman olduğunu söyledi. Futbolcu Emre Aşık ile yedi yıl aşk yaşayan Kayacı Günaydın’a , “Aşk adına bir kez pişman oldum. Çok büyük fedakarlıktı. En kıymetli zaman dilimimdi. Her şey daha tazeydi, daha meraklıydım, algılarım daha açıktı. 18 yaşındaydım. Bir bakıma gençliğimi hediye etmiştim ama sonuçta pişmanlık geldi” diye konuştu.

kızlar numaralarını atıyor

Eylül 7, 2008 · Filed Under magazin · Comment 

alicikAli Ağaoğlu: “Arabayla gezerken kızlar camdan numaralarını atıyor…

Ali Ağaoğlu, iş dünyasının en renkli isimlerinden birisi. Ağaoğlu, yoğun iş temposundan sıyrılmak için ise denize açılıyor, bilardo oynuyor ve araba kullanıyor. Araba tutkusu ile bilinen Ağaoğlu, Bentley, Maserati ve Lamborghini’den sonra Rolls-Royce Coupe da sipariş etmiş.
Ali Ağaoğlu kuşkusuz Türk emlak sektörünün en vizyoner ismi. Türkiye’de konut kavramının yeniden tanımlanmasına yol açabilecek birçok yeniliğin altında onun imzası var. Gecekondu semtlerine kurduğu lüks sitelerle önemli bir dönüşümün mimarı oldu. Türkiye, her ne kadar onu “MyWorld” projeleriyle tanısa da o daha 1980′li yıllarda Anadolu yakasının en yüksek apartmanlarını inşa ederek çok genç yaşlarda sektöründe marka olmayı başarmıştı…
Aslen Karadeniz kökenli olan Ağaoğlu, bilinenin aksine doğma büyüme İstanbullu. Elit kolejlerde okumuş. Lise son sınıfta babasının isteğiyle eğitimini yarıda bırakarak babasının yanında iş hayatına atılmış. Bir süre babasıyla çalıştıktan sonra kendi deyişiyle “kuşak çatışmasından ötürü” 1977′de yola kendi devam etme kararı almış. Babası dönemin varlıklı müteahhitlerinden olduğu için kendini asla “sonradan görme” olarak nitelendirmiyor. “20′li yaşlarda son model Mercedes’im vardı” diyerek şu an yaşadığı lüks hayatı çok genç yaşlarda yaşamaya başladığını söyleyerek bir bakıma eleştirilere de cevap vermiş oluyor.
Ağaoğlu ile Vaniköy’deki yalısınde yenilecek bir öğle yemeği için sözleştik. Bir süredir eşinden ayrı yaşayan Ağaoğlu, evini zevkine göre döşemiş. Evinde vakit geçirmekten çok hoşlanmasına rağmen bunun için zaman yaratamamaktan şikâyetçi.
Sohbetimiz esnasında evini öyle bir anlattı ki, merak edip yemeğin ardından Ağaoğlu ile yalıda kısa bir tur atma ihtiyacı duydum. Hatta fotoğraf çekilmemesi karşılığında en üst kattaki özel odasını da dolaştırma teklifinde bulundu.
Şunu itiraf etmeliyim ki, Ağaoğlu’nun sözünü ettiği odaya girdiğimde hayatım boyunca gördüğüm en ilginç mekânlardan biriyle karşılaştım. Evdeki genel sadeliğe taban tabana zıt bir oda vardı karşımda. Büyüklüğü ortalama bir daire kadardı. Bütün tavanı kaplayan ayna, su yatağı, odaya hâkim olan mor renk ve bol aksesuar odaya oldukça farklı bir hava getirmişti. “Burası benim dinlendiğim yer” diyor Ağaoğlu odayı anlatırken.
Kuşkusuz Ağaoğlu’nun en önemli özelliği, Karadeniz insanının kıvrak zekâsına sahip olması. Birçok stand-up’çıyla rekabet edecek kadar da esprili bir kişiliğe sahip oluşu. Bu özelliği yaptığımız röportajda da kendini gösterdi. Yaklaşık iki saatlik sohbet boyunca röportaj birçok kez kahkahalarla kesildi. Zaman zaman “Kapat şu teybi bak ne anlatacağım” diyerek onu magazin sayfalarında manşetlere çıkaran olaylardan örnekler verdi.

Eviniz gerçekten çok güzel.
Evet ama pek tadını çıkarttığımı söyleyemem. Çalışanlar benden daha çok yalının keyfini çıkarıyor. Sabah 7′de kalkar kahvaltı ederim. 8′de de evden çıkarım zaten. İş ne zaman biterse o zaman dönerim.

Bu kadar masraf etmişsiniz, evin keyfini nasıl çıkarıyorsunuz?
Orasını karıştırma. Çıkarıyoruz çok şükür (Gülüyor).

Gelen gideniniz çok mudur?
Var bir şeyler işte (Gülüyor).

Anlaşıldı, bu konulara girmeyelim en iyisi. Peki, lüks yaşam sizin için ne ifade ediyor?
Lüksü severim. Çok şükür imkânım da var, alıyorum. 70′li yıllarda bile son model Mercedes’im vardı benim. Babam varlıklıydı. Yani başkaları gibi sonradan görme değilim. Her şeyin en iyisini almaya çalışırım.

Çok para harcar mısınız peki?
Ben para kazanmayı iyi bilirim. Harcamayı pek iyi bilmem. Araba ve giyim kuşam dışında doğru düzgün para harcamam.

Eli açık biri olduğunuzu biliyorum. Çok istekle karşılaşıyor musunuz?
Karşılaşmaz mıyım? Herkes “Anan var mı” diye soruyor, kimse “Baban var mı” diye sormuyor. (Gülüyor) Ne yalan söyleyeyim herkes bir şey istiyor. Ama hepsine cevap vermem de zaten mümkün değil. Ama insanları mümkün olduğunca kırmamaya çalıştığımı söyleyebilirim.

İş dışında neler yaparsınız kafanızı dağıtmak için? Spora merakınız var mı mesela?
Spordan anlamam. Sadece şınav çekerim (Gülüyor).

Ben sizin gençlik yıllarınızda epey spor yaptığınızı duymuştum.
Doğru. Ortaokul ve lise döneminde atletizmle yakından ilgileniyordum. Türkiye çapında derecelerim de oldu. Ama sonra iş hayatına girince vakit ayıramamaya başladım.

Karadenizlisiniz. Denize tutkun olmalısınız. Yüzmüyor musunuz?
Açıkçası pek denize girmiyorum. Suyu daha çok jakuzide görüyorum ben (Gülüyor). Zaten çok iyi yüzme de bilmem ben. Derinlerde pek yüzemem.

Yalının önünde demirlemiş bir tekneniz var ama?
Onu daha çok ulaşım amaçlı kullanıyorum. Gezmek için başka bir teknem var. Yüzmeyi fazla sevmesem de tekneyle gezmek beni rahatlatır.

Evinizde bir bilardo masası gördüm. İyi oynar mısınız?
Bilardoyu iyi oynarım. Yatılı okuduğum için bilardo o dönemde en önemli eğlencelerimizden biriydi. O yüzden evlerimde bilardo masası mutlaka olur. Zaman zaman arkadaşlarımı davet eder maç da yaparım. Doğaya çok meraklıyım. Hayvanlarla ilgilenmek beni dinlendirir.

Kaç tane hayvan besliyorsunuz?
Çok. Sayısını gerçekten bilmiyorum. 30 civarında köpeğim var. Kilyos’taki çiftlik evde duruyorlar. Küçük yaşlardan beri hayvan beslerim. Ceylandan tavuskuşuna, keklikten tavuğa kadar onlarca hayvanım var. Kendi tavuklarımın yumurtalarını yemeye özen gösteriyorum.

Araba merakınız dillere destan. Kaç tane arabanız var?
Tam bilmiyorum. 10′un üzerinde ama. Fakat beni heyecanlandıran arabalarım Bentley ve Lamborghini.

Hangisini daha çok seviyorsunuz?
Valla Bentley’in cabrio’sunu özel siparişle almıştım. Çok rahat ettiğim bir araba. Bütün arabalarım güzel ama Bentley’i kullanmaktan çok keyif alıyorum.

Bu kadar arabalara meraklı biri için ilk arabanın yeri kuşkusuz önemlidir.
1970′li senelerde Amerikan arabaları çok modaydı. Benim de ilk arabam 68 model bir Chevrolet’ydi. Daha sonra Alman arabaları kullanmaya başladım. O zamanlar babamla çalışıyordum. Babamla ayrıldıktan sonra kendi paramla aldığım ilk araba ise 1976 model Osmobil oldu. Dönemin koşullarına göre çok iyi arabalar kullandım gerçekten.

Hızı seviyorsunuz değil mi?
Çok seviyorum. Yavaş araba kullanmaktan hiç zevk almam ben. İstanbul’dan çıktım mı 2-2.5 saatte Ankara’ya gitmem lazım benim.

Maksimum hızınız ne oldu?
335 km’yi gördüm. İnanılmaz bir zevkti. Yüksek hızla virajlara girmek çok keyifli.

Bu kadar hızlı gidiyorsunuz, peki herhangi bir ileri sürüş eğitimi aldınız mı?
Hayır almadım. Genlerden geliyor. Doğuştan ileri sürüş teknikleri ile donatıldım ben (Gülüyor).

Şehir içinde de böyle kullanıyorsanız çok ceza yiyorsunuzdur siz.
Valla yakalarlarsa yazarlar. Polisler genelde göremiyor beni.

Ama sizi Bebek’te sık sık Lamborghini’nizle görüyorlarmış.
(Gülüyor). Valla ne yalan söyleyeyim Lamborghini çok dikkat çeken bir araba. Onunla gezmek çok hoşuma gidiyor. Pencere açık oldu mu kızlar içeri telefon numarası falan da atıyor (Gülüyor).

O zaman siz bütün camları açık bırakıyorsunuzdur Ali Bey.
(Gülüyor). Araba gerçekten çok güzel. (Konuyu değiştiriyor). Ama bir adam da parayla ancak bu kadar işkence çeker kardeşim. O lükse rağmen Lamborghini rahat bir araba değil. Bir de ben koltuklarını değiştirdim, yarış arabası koltuğu taktırdım. Binerken inerken çok zorlanıyorum.

Bu aralar gözünüze kestirdiğiniz bir otomobil var mı?
En son bir Maserati aldım kendime. Rolls-Royce’un coupe versiyonunu da sipariş ettim. Yakında beni Rolls-Royce ile yollarda görmeye başlarsınız.

Bugüne kadar arabalara ne kadar harcadınız?
Hiç hesaplamadım. Ama çok para harcadığımı söyleyebilirim.

İşe helikopterle gidip geliyor
Ali Ağaoğlu, vakit nakittir felsefesinden hareketle hava ve deniz ulaşımını da sıkça kullanıyor. Yaklaşık 20 yıldır helikopter kullanan ve bunu bir ulaşım aracı olarak gören ilk işadamlarından olan Ağaoğlu, uzak noktaların tümüne helikopterle gidip geliyor. Özellikle şehirlerarası yolculuklarını helikopterle gerçekleştiriyor. Ağaoğlu eskiden kiralık helikopter kullanırken bundan beş sene önce kendi helikopterini satın almış. Fakat bunca uçuş tecrübesi olmasına rağmen, helikopter kullanmayı hiç denememiş. Neden diye sorduğumda ise “Düzgün kullanmam ben şimdi, ters falan gitmek isterim. Başıma bela açmayım diye denemedim” yanıtını alıyorum. Ağaoğlu helikopter dışında teknesini de sık kullanıyor. Eğer toplantısı veya görüşmesi deniz kıyısında ise yalısının önünde demirli teknesini kullanmayı tercih ediyor. İki teknesi var. Birini sadece ulaşım için diğerini ise mavi yolculuklar için kullanıyor. En son geçen ay ailesiyle kısa bir “mavi yolculuk” gerçekleştirmiş.

Ağaoğlu buluşmaları düzenliyor
Ağaoğlu, yaklaşık 4 bin kişilik geniş bir ailenin mensubu. Her ne kadar aile bağları sıkı olsa da böylesine kalabalık bir topluluğun tümüyle yakın ilişki içinde olmak kuşkusuz mümkün değil. Öte yandan aslen Oflu olmasına rağmen baba toprağını en son 30 yıl önce ziyaret etmiş.

İşte bu sebepler Ali Ağaoğlu’nu geleneksel aile buluşmalarını organize etmeye zorlamış. Bu sene 11. gerçekleşecek “Ağaoğlu buluşmaları” Bursa’daki My Resort Hotel’de gerçekliyor ve çarşamba günleri başlayıp üç gün sürüyor. Ağaoğlu, akrabaların önemli bir bölümünün Of’tan göç etmesi nedeniyle bu buluşma için Türkiye’nin dört bir tarafından otobüs kaldırıyor. Böylelikle 800-900 civarında aile bir araya gelmiş oluyor. Ali Ağaoğlu şu ana kadar hiçbir buluşmayı kaçırmamış. Ne kadar yoğun olursa olsun, üç gün boyunca o da otelde akrabaları ile birlikte kalıyor. Karadeniz bölgesinin ünlü sanatçılarını da eğlencelere davet etmeyi atlamıyor.

Tarkan önce coştu, sonra coşturdu

Ağustos 17, 2008 · Filed Under magazin · Comment 

Konserinin ardından Club Kemer Aura’ya gelen Tarkan, sabahın ilk ışıklarına kadar eğlendi.

Doritos marka 4 büyük ya da 10 küçük paket alanların ücretsiz konser bileti kazandığı ‘Doritos Nerede, Müzik Orada Tarkan Konseri’, Konyaaltı Sahili’ndeki BeachPark konser alanında gerçekleştirildi. Yaklaşık 10 bin kişinin izlediği konser sırasında Tarkan hayranları cep telefonları ve kameralarıyla görüntüsünü çekebilmek için birbirleriyle yarıştı. Konseri sırasında sık sık sıcaktan şikayetçi olan Tarkan, “Sanırım bu gece hepimiz soyunacağız” diyerek espri yaptı. Siyah deri pantolon ve deri yelekle sahneye çıkan megastar, şarkı aralarında yardımcısının yanına giderek su
içti, havlu ile yüzünü ve kollarını sildi. Bir ara yeleğini çıkartarak üstündeki tişörtü sıyıran Tarkan’ın yaptığı bu hareket, kalabalığın ıslık ve çığlıklar atmasına neden oldu. Gecede sıcaktan bunaldığını sık sık dile getiren Tarkan’ın hayranları, ünlü sanatçının serinlemesi için ellerindeki su şişeleriyle sahneye su serpti. Tarkan, hayranlarını, “Yapmayın yerler kayganlaşıyor, dans edemiyorum. Burada kolumuzu başımızı kırıp gitmeyelim” diyerek uyardı.

Yaklaşık 1.5 saat sahnede kalan megastar Tarkan, gecenin finalini kendine özgü dans sitili ve sahne efektleriyle gerçekleştirdi. Tarkan’ın Türkiye turnesinde bir sonraki konseri Trabzon’da olacak.

RUS GÜZELLERLE EĞLENDİ
Antalya’da konser verdikten sonra geceyarısı Kemer’de bulunan gözde eğlence mekanlarından Club Kemer Aura’ya gelen Tarkan, sabahın ilk ışıklarına kadar kulüpte kaldı. Kemer’de düzenlenen Miss Crystal Crown Güzellik Yarışması’na katılacak olan 15 finalist ile VIP bölümüne geçen Tarkan, kendi şarkılarının çalınmaya başlaması üzerine yerinden fırlayıp dans etmeye başladı. Rus güzellerin de eşlik ettiği sanatçı konfeti yağmuru altında eğlenirken, kulüpte bulunan Rus hayranları sanatçıyı görebilmek için izdiham yarattı. Onuruna şampanyalar patlatılan Tarkan, kulübü en son terk edenlerden biri oldu. Sanatçının biraz zayıfladığı gözlendi.

sevişmem soyunmam öpüşmem

Ağustos 17, 2008 · Filed Under magazin · Comment 

Şarkıcı Bengü, “Oyunculuk teklifleri alıyorum. Ama rolleri beğenmiyorum. Benim Türkan Şoray gibi kanunlarım var. Sevişmem, soyunmam ve dudaktan öpüşmem…
Ben cici kızım. Bu yapıma uygun rol bekliyorum” dedi.

Kadın güçlü erkek sever

Ağustos 3, 2008 · Filed Under magazin · Comment 

nurgulyesilcayNurgül Yeşilçay,erkeğin kendisini ancak zekayla etkileyebileceğini söyledi.

Nurgül Yeşilçay, D Smart dergisine verdiği röportajda bir erkeğin kendisini ancak zekayla etkileyebileceğini söyledi. Ünlü oyuncu, “Kadınlar güçlü erkek seviyor. Kimi kadına göre güç paradır, kimine göre mevkidir. Bana göre ise en büyük güç zeka… Cem’in de (Özer) zekasına aşık oldum zaten” dedi.

Kasım ayında vizyona girmesi beklenen filmin uygulayıcı yapımcılığını yapan Cem Özer’e göre, çekimler başarıyla tamamlandı. Artık geriye kurgu ve pazarlama aşamaları kaldı. Yapımcı firma büyük bir hata yapmazsa, bir milyon civarında seyircinin izlemesini bekliyor Cem Özer…

“Vicdan”da evli bir adamla aşk yaşayan Yeşilçay, filmin konusunu anlatırken zorlanıyor: “Biliyorum, anlatmakta güçlük çekiyorum, ama zor bir hikaye. Evli bir adam ve aşık olduğu kadın var. Aslında o kadının metres olması gerekir. Ama asıl metres karısı gibi bir şey. Çok tutkulu ve marjinal bir aşk. Kötü kadını oynuyor gibi olsam da, biraz ’Leon’ filmindeki Jean Reno’ya benzetiyorum. Kiralık katil olsa da onu seviyorsunuz. Biz de anlatmak istediklerimizi başarabilmişsek, onun gibi bir durum yaşanacak ve başarılı olacak.”

KADERE İNANIYORUM
Yapmak istediklerimiz ve yapamadıklarımız… Bu ikisi arasındaki uçurum büyüdükçe, insan psikolojisi de etkileniyor. Nurgül Yeşilçay’ın oynadığı Aydanur karakteri de bulunduğu ortama ayak uyduramıyor. Oradan çıkmak istiyor. Kendini daha iyi yerlere layık görüyor. Ve de sonunun annesi gibi olmasını istemiyor. Ancak hayat, çoğu zaman olduğu gibi “Vicdan”da da Aydanur’un istediği gibi olmuyor. İzleyenleri kaderi sorgulama duygusuyla baş başa kalacakları bir film bekliyor.

Yeşilçay’ın kadere inanıp inanmadığını merak ediyoruz. Kesinlikle inandığını söylüyor. İnsanın gücünün kaderi ne kadar etkilediğini de sorguluyor, ama metafizikçiler dışında bunu kimsenin bilemeyeceğini düşünüyor. Ona göre en doğrusunu babaannelerimiz söylemiş: “Her işte bir hayır vardır…”

ROMANTİK DEĞİL REALİST
Peki, son yıllarda Türkiye’nin en iyi kadın oyuncularından biri olarak gösterilen Nurgül Yeşilçay, film tekliflerini nelere göre değerlendiriyor? Yanıtı şöyle: “Seçimlerimde entelektüel bir boyut yok. Canım o an ne istiyorsa onu oynuyorum. Uzun bir çalışma ve araştırma devresi yaşıyorum; çünkü şansın varlığına inansam da işimi şansa bırakmayı sevmiyorum. Romantik değil, realistim. Yeteneğin bir yerde tıkanacağını düşünüyorum ve her role mutlaka ciddi bir hazırlık yapıyorum.”

“İkinci Bahar”la tanıdık, sevdik Nurgül Yeşilçay’ı. Şener Şen ve Türkan Şoray gibi Türk sinemasının efsane isimleriyle ekranlara merhaba dedi. Türkan Şoray hayran olduğu oyuncuların başında geliyor. O, orada öğrenciydi ve sete nasıl gelinir, nasıl davranılır gibi birçok kuralı onlardan öğrendi. Çok iyi bir ekiple ilk adımlarını attı ve kendini geliştirdi.

LADY MACBETH VE SAFİNAZ
Yeteneğini artık herkese kanıtladığı “Asmalı Konak” ise en rahat oynadığı dizi olmuş Yeşilçay’ın. “İkinci Bahar’da nasıl oynadığımı bile hatırlamayacak kadar şuursuzdum” diyor. Bahar’ı oynarken ise çok rahatmış. “Eğreti Gelin”, “Anlat İstanbul” ve diğer filmlerinden ayrı bir haz almış. Hepsinin kendi içinde farklı renkleri var.

Komedi dizisi “Belalı Baldız” da onun hayatında önemli bir yere sahip. Komedi oynamayı seviyor. İleride komediye ağırlık vermeyi düşünüyor. Ama yine de hayalindeki rol, güçlü ve hırslı Lady Macbeth… Ardından da Sabiha Gökçen, Hürrem Sultan ve Safinaz’ı canlandırmayı istiyor. Temel Reis’in cılız sevgilisi Safinaz’ı canlandırmayı istemesinin nedeni, o karakteri gerçekçi bulması. Gerçek hayatta da güçlü erkeği seviyor.

“Peki Cem Özer’in hangi güçlü yönüne aşık oldunuz” diyoruz, hiç düşünmeden yanıt veriyor “Zekası!” Ve ekliyor: “Kimi kadına göre güç paradır, kimine göre mevkidir. Bana göre en büyük güç zeka…”

CEM’İN KOPYASI
Ünlülerin birliktelikleri uzun sürmez inancına inat mutlu bir birliktelikleri var Nurgül Yeşilçay ve Cem Özer’in. Üç yaşındaki Osman Nejat da bu birlikteliğe renk katmış. Ondan bahsederken ikisinin de gözleri parlıyor. Babasının kopyası olmuş Osman Nejat. Nurgül Yeşilçay bu durumdan biraz şikáyetçi. Ne de olsa dokuz ay karnında taşımış. “Maalesef tamamen Cem’e benzedi” diyor. Liseyi bitirene kadar hayali ressam olmak olan Yeşilçay, artık resimlerini oğlu için yapıyor. Ona araba, tren resimleri çiziyor.

Yeşilçay’a göre, Cem Özer’le bu kadar mutlu olmalarının bazı eksi yönleri de var. Evde huzurlular ve çok eğleniyorlar. Böyle olunca da başka yerlere gitmek istemiyorlar. Gece dışarı çıkamaz olmuşlar. Yurtdışına gittiklerinde ev özlemi daha da artmış. Yeşilçay’ın eşinde en sevdiği özellik, aynı zamanda en sevmediği özelliği. “Her şeyi önceden görebiliyor” diyor. Bu, Yeşilçay’ı sinir ediyor. Çünkü kocasının, öngörülerinde eninde sonunda mutlaka haklı çıktığını söylüyor.

CEM ÖZER:”HER SEFERİNDE BENİ YENİDEN KEŞFEDİYORLAR”
Eşinin başarılarını içtenlikle alkışlayan ve ona destek olan Cem Özer ise artık oyunculuktan çok yapımcılığa ve ardından yönetmenliğe adım atma düşüncesinde. Bugüne kadar az ama öz filmde rol alan başarılı oyuncu, her filminden sonra, “Cem ne kadar iyi oyuncuymuş” denmesinden şikayetçi. “Her seferinde beni yeniden keşfediyorlar” diyor.

Yine de bir kere ona iyi oyuncu damgası vurulmuş. “Bundan sonra çok daha iyi oyuncu demeyeceklerine göre, yeni zirveler bulmalıyım” diyor ve ekliyor: “Hayatı yenilemek, sıfırlamak lazım. Bence zirveye çıkmak kolaydır, zirvede kalmaksa daha da kolay. Hiçbir şey yapmazsan orada kalırsın. Önemli olan, o zirve kalabalıklaşmaya başladığında -sonuçta adamı öyle dağ başında tek başında bırakmazlar- oradan inip başka bir zirveye tırmanmak. Bu yüzden ben ekstrem sporlar yapmıyorum. Yamaç paraşütüne ne gerek var? Benim hayatım adrenalin dolu zaten. Şimdi de sıra yapımcılık ve yönetmenlikte.”
(Hürriyet)

İyi sevişen bir kadın istiyorum

Ağustos 3, 2008 · Filed Under magazin · Comment 

okanbayulgennGösteri dünyasının sıradışı ünlüsü Okan Bayülgen yine çarpıcı açıklamalar yaptı.

Paparazzilerin sürekli peşinde dolaşmasına bir anlam veremediğini söyleyen Bayülgen “her birlikte görüntülendiği kadınla geceyi aynı evde noktalamadığını da” sözlerine ekledi.

Bayülgen, Vatan gazetesine verdiği röportajda “Hiçbir zaman tek gecelik bir aşk hikayesi için kendimi hırpalamadım. Hiçbir barda erkek kartpostal olmadım” diye konuştu.

Paparazzilerin kendisini sinirlenhdirdiğini de söyleyen ünlü şovmen “Sinirleniyorum çünkü hayatımı mahvediyorlar. Porno yıldızı ya da playboy değilim” dedi.

Çok konuşulan aşkı Ayşe Özyılmazel ile tutkulu bir birliktelik yaşadıklarını söyleyen Okan Bayülgen “Ama ayrıldıktan sonra ağlamadım. Çünkü sulugöz bir adam değilim” dedi.

Cem Yılmaz ya da Beyazıt Öztürk gibi şovmenlerin birlikte olduğu kadınlarla aşk yaşamamaya dikkat ettiğini söyleyen Bayülgen “iyi sevişen mi yoksa anaç bir kadın mı tercih ettiği sorusuna” da şöyle yanıt verdi:

“İyi sevişen anaç bir kadın. Bir yazar, şu an adını hatırlamıyorum ama söylediği bir söz vardır:

“Bir hanım salonda hanımefendi, mutfakta aşçı, yatakta fahişe olmalıdır” diye…”
(Vatan)

Sonraki Sayfa »